Sağlık Tatil Yatırım Hepsi BURADA!!!


İçeriğe git

Doğal Tedavi Yöntemleri

Doğal Tedavi

DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Ülkemiz topraklan üzerinde kaplıcaların sağlık ve tedavi amaçlı kullanım geçmişi bin yıllara kadar uzanan ve halen süren bir gelenektir. Aslında, bu gelenek hemen tüm uygarlıklarda var olmuştur. Günümüzde de, tüm kıtalarda, daha çok Güney, Orta ve Doğu Avrupa, Asya (Orta Doğu, Japonya, Çin, Türki Cumhuriyetler) ve Güney Amerika (Arjantin, Meksika, Kolombiya) ve Kuzey Afrika (Fas, Tunus) ülkelerinde yaygınlığını korumaktadır. Ancak, ülkemizin de içinde bulunduğu bir çok ülkede kaplıca tedavisinin geleneksel ve ampirik niteliği pek değişmezken, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, İsrail gibi ülkelerde kaplıca tedavisi yüksek bir kalite standardına ulaşmıştır.

Almanya’da kaplıca ve kür tıbbı, büyük ve önemli bir sağlık sektörü konumundadır. Bu ülkede, 2000 yılında 10 milyon kişi, 69 milyon gün, kaplıcalarda yataklı kurumlarda tedavi görmüş ve giderleri büyük ölçüde sigortaları tarafından karşılanmıştır. Ülkemizde ise, 1990 yılında 6.5 milyon kişi kaplıcalara gitmiş, bunların ancak %5'i Sigorta ve Emekli Sandığı'nca kısmen karşılanmıştır.

Ülkemiz için ilginç olan bir özellik de, bu hastaların %60'tan fazlasının kendi kararlarıyla, tıbbi bir kontrolden geçmeden, kaplıcalara gitmeleridir. Halkımızın bu alanda yüzyıllara dayanan deneyim ve geleneği süregelmektedir. Kaplıca tedavisi geleneği kaplıca turizmi olgusunu da geliştirmiştir. Çünkü, “Kaplıcaya gidilir”. Kaplıca tedavisi, bu yüzden genellikle ortam değişimi ile, seyahatle eş zamanlıdır. Son yıllarda bu alana yönelik yatırımcı ve işletmeci ilgisi de giderek artmaktadır.

Balneoterapi

Balneoterapi doğal iyileştirici etkenlerle yapılan banyo, içme ve inhalasyon (soluma) kürleri şeklinde uygulanan bir uyarı-uyum tedavisi yöntemidir. Kaplıca kürü çerçevesinde balneotera-pide kullanılan doğal iyileştirici faktörler, yer altı kaynaklı doğal “şifalı” sular, çamurlar ve iklimsel etkenlerdir. Doğal iyileştirici etkenler arasında “şifalı sular” yani, termal ve mineralli sular en yaygın kullanılanlardır. Bunların yanında, doğal peloidler (çamurlar) ve gazlar (CO2, Radon ve H2S) da kaplıca tedavisinde kullanılan diğer etkenlerdir.

“Şifalı Sular”, Termontineral Sular, Termal Sular, Mineralli Sular

Balneoterapinin en yaygın kullanılan doğal iyileştirici etkenlerinden olan, doğal “şifalı” sular, fiziksel ve kimyasal niteliklerine göre sınıflandırılırlar. Uluslararası genel kabul gören Alman Kaplıcalar Birliği’nin sınıflandırmasına göre şifalı sular;
•
Termal Sular: Doğal sıcaklıkları 20°C’nin üzerinde olan,
•
Mineralli Sular: Litrelerinde lg’ın üzerinde çözünmüş mineral içeren,
•
Termomineral Sular: Hem doğal sıcaklıkları 20°C’nin üzerinde olan hem de litrelerinde lg’ın üzerinde çözünmüş mineral içeren sular olarak sınıflanırlar. Ayrıca, bazı özel mineralleri belirli en az (eşik) değerlerin üzerinde içeren Özel Balneolojik Sular sınıflandırması da söz konusudur. Buna göre;
•
Karbondioksitli Sular: 0,5 g/L üzerinde çözünmüş serbest karbondioksit içeren sular,
•
Kükürtlü Sular: 1 mg/L üzerinde -2 değerli kükürt içeren sular,
•
Radonlu Sular: 666 Bq/L üzerinde radon ışınımı içeren sular,
•
Tuzlalar: 14 g/L üzerinde sodyum klorür içeren sular,
•
İyotlu Sular: 1 mg/L üzerinde iyot içeren sular,
•
Florürlü Sular: 1 mg/L üzerinde florür içeren sular, olarak sınıflandırılırlar.
Yukarıdaki sınıflandırmada herhangi bir gruba girmeyen sulardan toplam mineralizasyonları lg/L’nin altında, ancak doğal sıcaklıkları 20°C’nin üzerinde olan şifalı sular, akratotermal sular olarak adlandırılırlar,

Peloidler, “Şifalı Çamurlar”, “Şifalı Topraklar”

Kaplıca kürünün özgün tedavi biçimlerinden biri olan peloidoterapide kullanılan peloid(şifalı çamur)lar jeolojik ve/veya jeolojik ve biyolojik olaylar sonucu oluşan organik veya inorganik maddelerdir. Doğada ince tanecikli halde bulunabilirler veya bazı ön hazırlık işlemleri ile ufak-ince tanecikli hale getirilirler. Doğal olarak su içerebilirler ya da susuz olabilirler. Kullanım sırasında yeterli miktarda termal veya düz su ile karıştırılarak, uygun yoğunluk ve sıcaklığa getirilirler. Çamur banyoları ve çamur paketleri şeklinde bir dizi hastalığın tedavisinde kullanılırlar. İnsan organizması üzerinde belirli hastalıklardaki tedavi edici etkileri kanıtlanmış olmalıdır.

Balneoterapi Yöntemleri

Balneoterapi; termal ve/veya mineralli suların, şifalı çamurların ve gazların, yöntem ve dozları belirlenmiş, banyo, paket, içme ve inhalasyon(soluma) uygulamaları şeklinde, düzenli aralıklarla seri halde tekrarlanarak kullanılmasıyla, belirli bir zaman aralığında ve kür tarzında gerçekleştirilen bir uyarı-uyum tedavisidir Başlıca balneoterapi yöntemleri şunlardır;

1.
Banyolar: Termomineral su, peloid ve gaz banyoları ile bunların bölgesel uygulamalarıdır.
2.
İçme kürleri: Mineralli sular ile kaplıcalarda ya da yaşamlan yerele yapılan içme kürleridir.
3.
İnhalasyon uygulamaları: Termomineral su zerrecikleri ile yapılan soluma uygulamalarıdır.
4.
Peloidoterapi: (şifalı çamurların) banyo, paket ve tampon şeklinde uygulamalarıdır.
5.
Hidroterapi uygulamaları: Termomineral sular ile yapılan yıkamalar, duşlar, dökmeler bu tür uygulamalardır.

Banyolar

Banyolar soğuk (hipotermal; 34°C’nin altında, deniz banyoları da bunun içine girer), ılık (izotermal; indiferent; 34-35°C sıcaklıkta), sıcak (termal; 36-38°C ve 38-40°C sıcaklıklarda) ve aşırı sıcak (hipertermal; 40-42°C sıcaklıkta) olarak sınıflandırılırlar. Banyo süresi genellikle 20 dakikadır, hipertermal banyolarda 10 dakikaya inilirken izotermal banyolarda 25-30 dakikaya kadar uzatılabilir. Banyo uygulamaları, tam, yarım ve oturma banyoları ve kol-bacak banyoları şeklinde yapılabilir. Banyolar, genellikle 2 ila 4 hafta süreyle, ya her gün (haftada bir gün banyosuz geçer) ya da gün aşırı bir kez yapılır. Banyo alma sıklığı kaplıca hekimince kürün sonuna doğru yeniden ayarlanabilir.

Hasta karbondioksitli banyoların dışındakilerde, özellikle tam banyolarda rahatça hareket edebilir halde olmalıdır. Bu durum özellikle romatizmalı, travma sonrası veya ortopedik rahatsızlığı ve periferik sinir rahatsızlığı olan hastalar için önemlidir. Karbondioksitli su banyolarında ise hastanın kalp-damar sistemi üzerinde ek bir yük olmaması için banyo sırasında hareketsiz kalınması önerilir.

Hasta banyodan sonra iyice kurulanır ve bunaltıcı olmayan sıcaklıktaki bir odada yarım ila bir saat kadar dinlenir. Bu dinlenmeden sonra hasta masaj veya egzersize alınabilir veya sportif etkinliklere katılabilir. Yine bu arada hastaya fizik tedavi de uygulanabilir.

Peloid (şifalı çamur) Uygulamaları

Şifalı çamur banyolar şeklinde (tam, yarım veya kol-bacak banyoları) ya da daha çok paketler şeklinde kullanılır-. Paket tarzında uygulama en sık kullanılan yöntemdir. Paketler vücudun belirli bölgelerine uygulanırlar.

Uygulamadan sonra ılık bir duş (37-38°C’lik su) ile vücut çamurdan temizlenir. Çamurun temizlenmesinden sonra hasta hemen kurulanır ve yarım ila bir saat süreyle dinlenir. Bundan sonra hasta ya hafif bir yürüyüşe çıkar ya da gerekli ise masaj veya bölgesel egzersiz programına alınır. Çamur tedavisi egzersiz için en iyi hazırlayıcıdır, çünkü doku ve kasları daha yumuşak ve esnek hale getirir.

İçme Kürleri

Balneoterapide termo-mineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, “doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu belirli aralıklarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleri”dir. Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yollan üzerinde ise, dolaylı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca, kür tarzında belirli bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki de gelişir. Bu etki kendini fizyolojik ve patolojik süreçlerde bir dizi olumlu ve tedavi edici değişimlerle gösterir.

İnhalasyonlar

İnhalasyon mineralli su zerreciklerinin solunması yoluyla yapılan tedavi biçimidir. Soluma uygulamalarında amaç, solunan mineralli su zerreciklerinin solunum sisteminin istenilen bölgesine ulaşması, burada zerreciklerin taşıyıcı gazdan ayrılarak ortama bırakılmaları suretiyle doğrudan etkili olmasıdır. Doğal inhalasyon çözeltilerinin etkisiyle, akciğer fonksiyonları olumlu etkilenmekte ve kan gazları düzeyleri normalleşmektedir.

Kaplıca Tedavisi, Kaplıca Kürü

Kaplıca tedavisi, termal ve mineralli (“Şifalı”) suların, başta banyolar şeklinde, doğal olarak yeryüzüne çıktıkları yerler olan kaplıcalarda, değişik hastalıkların tedavisinde sezgisel kullanılmasıyla gelişen ve gelenekselleşerek günümüze kadar ulaşan bir tedavi yöntemidir. Çağdaş kaplıca kürü, özellikle Avrupa ülkelerinde, balneoterapi yanında, diğer bazı tedavi yöntemlerinin de uygulanabildiği kompleks bir tedavi olanağı durumundadır. Bunlar arasında medikal tedavi ve fizik tedavi gibi yöntemler özellikle Avrupa’da yaygındır.

Diğer yandan, kaplıca tedavisinde, daha doğru bir deyişle kaplıca küründe (kaplıca tedavisi kür tarzında, belirli tedavi usullerinin, belirli bir sürede, seri halde uygulanması ile yapıldığı için) tamamlayıcı ve alternatif tedaviler de bir çok ülkede kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında, özellikle egzersiz ve masaj başta olmak üzere akupunktur, herbal tedaviler, aro-materapi bulunmaktadır. Son olarak yine bazı ülkelerde bir dizi destek yöntemler de kaplıca kür programlarında yer verilmektedir. Örneğin, Almanya’da sağlık eğitimi ve sosyal tıp önlemleri de kaplıca kürüne eklenmektedir. Diyet ve günlük yaşantının düzenlenmesi, psikolojik destek gibi diğer destek yöntemleri de kullanılabilmektedir.

Kaplıca Kürünün Düzenlenmesi


Bir kaplıca kürüne karar verildiğinde, öncelikle hastanın rahatsızlığına veya gösterdiği şikayetlere iyi geldiği bilinen bir kaplıca seçilir. Yani, hastalık için belirli bir mineralli su kürü veya şifalı çamur tedavisi öngörülmüşse, bu tür olanağa sahip bir kaplıca belirlenir. Pratik olarak, kaplıca kürü düzenlenirken kişinin günlük yaşantısını sürdürdüğü ve alışmış olduğu iklim ile seçilen kaplıca yöresinin iklimi arasındaki farklılıklar ele alınmalıdır. Buradaki yaklaşım, kişinin hastalığı üzerinde varsa zararlı iklimsel etkenlerin elenmiş olması, böylece bunların olumsuz etkisinden kür boyunca hastanın uzak tutulmasıdır.

Ayrıca seçilen kaplıcanın iklimi o hastalık için olumsuz etkenler içermemelidir. Örneğin, dolaşım bozukluklarında, yaz aylarında yüksek nemli bölgelerdeki kaplıcalar zararlı etki yaratabilirler. Hastayı kaplıca tedavisine gönderen doktoru, kaplıca doktoruna hastalığın hikayesini, yapılan tedavileri, en son laboratuar sonuçlarını ve hastanın son durumunu bildiren bir rapor gönderir.

Kaplıcaya gelen hasta belirli bir süre dinlenir. Sonra, buradaki uzman doktora muayene olur. Tanı ve tedavi için gerekli görülürse bazı ek laboratuar incelemeleri de yapılır. Kaplıca ve kür tıbbı uzmanı kaplıca hekimi sonuçta hastaya bir kür programı düzenler (reçete eder). Bir kaplıca küründe balneoterapi ve diğer tedaviler hastanın durumuna, hastalığına göre ve o kaplıcanın özgün doğal tedavi kaynaklarına göre düzenlenir ve tedaviye alınan yanıta göre de kür sırasında değiştirilir. Son olarak, hastaya kaplıcadan ayrılırken, bundan sonra uyacağa kurallar ve tedavisi konusunda bilgi verilir ve kendisini kaplıcaya göndermiş olan doktora kaplıcada hastalığın seyri, tedavinin sonuçları ve öneriler yazılır.

Kaplıca tedavisinde etkili olan faktörler:


Uygulanan tedavi yöntemleri, Ortam değişimi, İklimsel etkenler, Plasebo etki, Psikolojik etkenler, Günlük yaşantının düzenli olması, Olumsuz çevresel etkenlerin bulunmaması, Destek yöntemler, olarak sıralanabilir.

Prof. Dr. M. Zeki Karagülle
Başkan
TURKSPA (Türkiye Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği)

TAMAMLAYICI TEDAVİLER

Kaplıcalarda bir dizi ek tedavi önlemi kompleks bir tür tedavi programı çerçevesinde balneoterapötik yöntemlerle integre edilir. Bunlar arasında ellerle uygulanan tedavi yöntemleri en yaygın olanlardır. Böylesi iki yöntem olarak tıbbi masaj ve egzersiz, çağdaş Avrupa kaplıcalarında neredeyse vazgeçilmez birer kür komponenti niteliği kazanmışlardır. Halen de en fazla uygulanan iki ek kaplıca tedavi yöntemi olarak önemleri azalmamıştır.

Egzersiz Tedavi

Egzerisiz tedavi geleneksel olarak ortopedik, romatolojik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılagelmiştir. Son yıllarda özellikle kür merkezlerinde, bu terapi alanı çok çeşitlenerek genişlemiştir. Kalp-akciğer güç kapasitesinin antrenmanı, nefes ve gevşeme terapileri ve geriyatrideki genel mobilizasyon ve aktifleştirme bunlardan bazılarıdır.

Bütün bunlara ek olarok kaplıca kür merkezlerinde hastaların vücut ve pozisyon eğitim ve informasyonuna yönelik çeşitli organizasyonlar da yer bulabilmelidir. Özellikle, nitelik ve nicelik bakımınından vücudun duruş ve hareketin önemli olduğu hastalıklarda (örneğin, kronik bel ağrısı, diyabetes mellitus) fonksiyonların ve fonksiyon bozukluklarının bilinçli olarak hissedilmesi bu bozuklukların hasta tarafından düzeltilebilmesi için birer ön koşuldur. İntervertebral disk rahatsızlığı olan bir hasta günlük yaşamdaki yanlış duruşunun farkına varamadığı sürece bunu düzeltemeyecektir. Konusunda yetkin bir uzman tarafından yaptırılan vücudu hissedebilme ve algılama alıştırmaları Avrupa ülkelerindeki modern kür merkezlerinde bir çok hastalıkta kullanılan hasta eğitim programlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Su içi egzersiz

Su içi egzersiz, gövdenin, özellikle de sırt ve alt ekstremitelere ait kas ve iskelet sistemi yükünün ve buna koşut olarak da bu alanlardaki nöral yükün azaltılmasını hedefleyen yoğun kas ve dolaşım sistemi çalıştırmalarıdır. Yani, su dışında yapılan egzersizler sırasında yerçekimi nedeniyle zorlanan uzuvların, hepsinden önce alt ekstremiteler ve omurganın lumbal kısmının, uzun süreli dayanıklılık antrenmanları su içinde yoğun ve etkin bir şekilde yapılabilir. Su içi egzersizlerinin etkilerinden nörolojik hastalıklarda da tedavi amacıyla yararlanılmaktadır.

Bu egzersizler, kara egzersizlerinden anlamlı bir şekilde daha yoğun uygulanabilirler ve özellikle yürüme özürlüler için endikedirler. Ayrıca, multimorbiditede, aktif hareket ile su ortamının karşılıklı etkileşiminden yararlanılan özgün bir tedavi yöntemi olarak ta kullanılabilirler. Egzersiz havuzlarındaki sular, kural olarak içme suyu kalitesinde olmalıdır. Havuz suyu sıcaklıkları hipertermal sular soğutularak veya soğuk mineralli sular ısıtılarak daha çok termonötrale (34-35C) yakın tutulur.

Burada, su basıncı, kaldırma kuvveti ve suyun viskozitesi gibi fiziksel etkenler nedeniyle, su dışında yapılan antrenmanlara göre ek etkilerin varlığı söz konusudur. Tuz ve mineraller içeren sularda suyun kaldırma kuvveti daha fazladır. O nedenle egzersiz banyo-larındaki bu tür ek etki faktörleri ekstremitelerdeki ve omurgadaki eklemlerin hareketliliğinde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Bu ise, kas ve iskelet sistemi hastalıkları için özel endikasyonların varlığı anlamını taşımaktadır.

Masaj

Klasik masaj deriye, derialtına, fasyalara ve kaslara uygulanır. Masaj tedavisi hala ilk aşamada klinik deneyime dayanmaktadır. Buna rağmen kür merkezi tedavisi içindeki yeri tartışılamaz ve gevşetici küvet banyoları gibi masaj da hoş ve rahatlatıcı bir kür tedavi modalitesidir. Masaj tedavisinin başarısında lokal etkiler yanında ruhsal etkiler de önemli rol oynar. Terapistle hasta arasındaki çok sıkı somatik kontaktan, çoğunlukla marnlamayacak derecede bir karşılıklı güven doğabilir.

Deneyimler; hastanın, kendi sorunlarını masörle, bir kaplıca hekimine ve psikologa oranla, daha açık ve doğal bir şekilde konuşup tartışabildiğin! göstermiştir. Masajın sadece hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağladığına inanan bazı eleştirmenler, onu bir tedavi şekli olarak kabul etmemektedirler. Bununla birlikte tek etkisi psikolojik iyilik hissi olsa bile (ki bunun doğru olmadığını gösteren kanıtlar az değildir), bu etkisi küçümsenmemelidir. Çünkü kronik hastalar yıllar boyu kendi vücutlarıyla ilgili yalnızca negatif deneyimler yaşamışlardır. Masajın hastaya kazandırdığı olumlu deneyim, onun kendi vücuduna yeniden güvenmesini sağlar ve aktif rehabilitasyon önlemleri için daha kolay motive olmasına katkıda bulunur.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon

Aslında, kaplıca tesislerinde fizik tedavi ve rehabilitasyon birimlerinin varlığı ön koşul olmaktan çok opsiyonel özelliktedir. Kaplıcalarda fizik tedavi önlemleri bir kür programını doldurmak amacıyla değil, tıbbi olarak gerekli olduğu durumlarda ve kişiye özel olarak düzenlenmelidir. Fiziksel tedavi yöntemleri, daha çok Avrupa kaplıcalarında balneoterapi yöntemlerine ek olarak uygulana gelmiştir. Günümüzde bazı Avrupa kaplıca kür merkezleri, sundukları zengin fizik tedavi ve rehabilitasyon olanaklarıyla, roma-tizmal, ortopedik, nörolojik, kardiyovasküler ve geriyatrik hastalıklar başta olmak üzere, kaplıca endikasyonu alan, kronik hastalıkların tedavisi ve rehabilitasyonunda özel bir yere sahip olmuşlardır.

Hidroterapi

Kaplıca donanımlarıyla ilgili son olarak, kaplıca merkezlerindeki doğal şifalı etkenlerle yapılan diğer tedavi yöntemlerinden hidroterapi olanakları; jakuzzi, jet duş, vvhirpool, sualtı basınçlı masaj, filiform duş, yürüme kulvarı, buhar duşları vb. yöntemlere yönelik donanımlarda sayılmalıdır.

Prof. Dr. M. Zeki Karagülle
Başkan
TURKSPA (Türkiye Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği)


İçeriğe geri dön | Ana menuya dön